06 Kasım 2009 Cuma

alıntı, ç-alıntı, k-alıntı, W.E.Y.S.


One day UGGs exist in the world of tikkyS’..


G: chok rahat felan onnar bence

B: tmm chokK guselller amaaa paalılar yaaaaaaaaaaa param yok kısımmm... öffffffffss :((((8

G: yoq*

B: tiki Aqsanin chokK farqlıııııı... Caddeden misinnnn ? ;)))))

G: vuuu nası bildinn, shoqlandım resmen, chüsh felan oldum. sen nerdensin? asl felan? öpt kib bye.

B: bence eleqtirimis acayip tuttuu kısııımm! ama hava bomboq die get davn stey davnlardaymss yaniii chakralarm iflas felan beybi :((

B: Bis esqi istanbul beyfendii tikisiyizz kısımmm o yüsden daha süfer konusuyorus size gore ne sandınssss? ;PpP)))))99999

G: backgroundum iyi diyosunn yanee :Pp chokk shekerRsin olmm,ak$am caddEye gelsnEE gloriada moqqaa iceriss artııı maffin yeriss ;)))

B: yaaaa benn gloria sefmiorumm :((((( hem caddede chokK daha trendi meqanlar var @ksham 1likte baqarzzz bebi$im ;))Pp;O/))-$ :#)

B: öffsss.. "var" yazmı$hımm yaaa krolar gibiiiii... "war" olucaqtııı o... choKk pardon kelebeqimss :((((((((((((((((((((((((8888

G: o sSaman nütfenn starbaksa gidelim yha ashkıMm!ba$hka güsel kahfe yapan yer yoq qi :(((((( ıyy kahfe dünyasına mı gidelim iyrench

B: T@nsel msj attI starbkas bomboshmush ve down olmush :'(( ama a$khitom tabiqi kaave dünyasna gidm€yiss bisim bi' klasmıs war ;))

04 Kasım 2009 Çarşamba

7 fark / II


puununkiler canlı, diğeri ÖLÜ. puununkiler sevimli, diğeri İTİCİ. puununkiler doğal, diğeri YAPAY. puuninkiler komik, diğeri TRAJİKOMİK. puununkiler yağmurda manasız görünmüyor, diğeri YOK ARTIK etkisi yaratıyor. puununkiler yalnızca sarı, diğeri kah MOR, kah PEMBE, kah MAVİ :s. puununkiler kalsın diğerleri GİTSİN YA, N'OLUR..
YA BIRAK.. NEYMİŞ.. "OLUR OLMAZ"MIŞ, BENİM GÖZÜMDEN HİÇBİRŞEY KAÇMIYOR, ne yazık ki.

03 Kasım 2009 Salı

for/re-ward.

çok samimi söylüyorum, bütün ayarlar, istemli istemsiz laf sokmalar, imalar/gizli mesajlardan bıktım. bir o kadar da oyunlardan.

güvendiğim şeye güvenmeye devam etmemek için bir neden göremiyorum. tamam hep değil diyelim, bazen görüyorum çünkü, çünkü algım buğulanıyor - kah yüksekte(n) kah dipte(n) seyrederken bişeyleri. değişimi reddetmek, tutucu takılmak ya da bir benzeri değil bu. zorlayınca değişiyor bazı şeyler pozitif yönde tetiklenmelerden. ona da peki. hesaplar çok çirkin kabul ancak bedelini kat kat katlayacak kadar ederi var . peki.. bunca senenin "işte, sen haklıymışsın" dedirten referansına ne olacak, susmasını dilediğim zamanları pişmanlıkla yad etmek gerçeği gözümün önünde duruyorken böyle diğerini seçersem? neden bile bile, neden şimdi, niye yine? yok.
hayatımda bir kez olsun neler kaybettireceğini gram düşünmeden başladığım bişeye rağmen yok olmayana ne demeli?
bütün işaretleri alıyor, bir bilim insanı kafasıyla yorumluyoruz ki objektif olabilelim. biz? ben. bu durumda YETER ARTIK oluyor sonuç, bunu verilen donelere istinaden söylüyoruM, altını çizeyim.

bir kocaman ömrün kısmi "gece önceleri" birer birer teker teker elle tutulabilirleşirken reva mı bu bana, yoksa rüya mı.

domız gıribi vörsıs yükseklik korkusu

iddiam: domuz gribi öldürmediği takdirde güçlendirir (8678647 yıllık geleneksel "klişe ve fakat gerçek" serisinin nadide örneklerinden..)


bi kere o koruyucu maske ile kalabalıkta dolaşmak ya yapayalnız yapar insanı (virisli bu, yaklaşmayalım kafası) ya da gülünç (bu ne be* etkisi yaratacak maske*ler biliyorum). her iki durumda da tek başına ayakta kalmayı öğrenebilir insan. sabır taşlığı oyununda levıl üstüne levıl atlayabilir.


sonra.. sonra öpüşmek ve dokunmaksızın yaşamak mevzusu. bi düşün, bu "kendine hakim olmak", dolayısıyla kaslı mı kaslı, 3gen vücut irade değil de ne?



sistemi güçlendirme amaçlı alınan ovırdoz c vitamini cildi cilloplaştırmıyor mu, söyle?



ya domuz giribi üzerine yapılan türlü seviyesiz espri?ve dolaylı da olsa buna istinaden yapılan beyin egzersizleri?

yani? yanisi dediğim gibi, öldürmeyen domuz gribi seni daha "sabırlı","iradeli","güzel" ve "ayrıntılı düşünür", dolayısıyla daha "güçlü" kılar, fyi.


pies: pes.

333*

öpücük yollama tribi*nlerde seyirciler, deli gibi alkışlıyorlar. NEYİ NEYİ? şunlara bak hele.

yarımı tama çekmek gibi masumane de olsa sebep, bir şekil arkaya bakılması dahi 180 derece, o halde boyunluk tak hadi, hadi beden-kafa senkronizasyonu yakala.

02 Kasım 2009 Pazartesi

7 fark

blog yok. tivit yok. pok yok. mesaj yok. mail yok. oyun yok. telefon yok.

başka işarete gerek yok.
doktor ötker, bana mutluluğun tarifini yazabilir misin; akşamlar, alman konsolosluğunda işi varmış gibi ortama manasızca erken gelince, aileye-arkadaşlara-sevdiğime rağmen korkacak kadar yalnız hissedince, gıcık dedlaynların baskısı eşliğinde işleri zar zor yetiştirince, ovırdoz soğuk yiyince kullanmak üzere?

01 Kasım 2009 Pazar

wanted: 22 kalibre tetikleyici - summer vs winter

30 Ekim 2009 Cuma

yanlış espri anlayışını feyz aldınız, lütfen sonra tekrar deneyiniz*

worse lily feat. ?
pbb, yes.

27 Ekim 2009 Salı

GİDENE KAL DİYEMEYEN, GELENİ GİDENLERE EKLEYEMEYEN, SÖYLE BANA Bİ RENK.

fmi'ler aşkına.

kişinin "kendi kendine anlamasını" beklersen bişey(ler)i avcunu yalarsın ki o tuzlu avuç kişiden "böyleyken böyle"vari açıklamalar akabinde alacağın reaksiyondan çok daha az sıkar canını, bozar ağzının tadını.

know when to shut up*


22 Ekim 2009 Perşembe

ynyny


before vs after; keşfen ve bile bile.

*çok çok çok - çok.
*merak, endişe - rahatlık, güven
*korku - korkuya meyil
*nezaket - nezakete meyil
*öncelik - eşitlik
*mübalağa - vasata meyil
*kahkaha - gülümseme
*rüya - salt uyku
*fiziksel kanıt - sabitlik
*eşik yükselişi - eşik düşüşü

sıradaki şarkı senin için.. ajda pekkan'dan geliyor: küçük narsizmler*

"Nurcan's future in regulatory affairs looks bright, as she has important regulatory skills; she is attentive, elaborative, patient, calm and diligent."

21 Ekim 2009 Çarşamba

11:11,14:14,16:16. yok.

duydum ki unutmuşsun, gözlerimin rengini*.

dozaşımı infonun öldürmeyen altın vuruşunun (belki de farklı bir yöntemle ölmekten beter eden demeli..) akabinde ironik bir şekilde kolay oluyor bozgunlar. bunlar ki nedeni bir şımarık çocuk benim osundan.
insan isterse neler olur, olabilecekleri oldurmuyorsa oldurmayan insan, bundan pozitif sonuç çıkarmak polyannalık levıl 25e eşdeğer değil mi. öyle. soru sorulmadı, cevap verme.

bu kadar kendinden emin, bu kadar rahat olup böyle bişey olmazcılık oynayacaksan, ceplerinde delik olmadığından emin ol önce. tavsiye.

T by hands piliz.

*elçin ve filiz isimlerinden HİÇ hoşlanmıyorum, bu isimlerde ne kadar kişi tanıdımsa antipatikti.

*biliyorum ki evimle işyerim aynı cadde üzerinde de olsa, ben işe yine geç kalırım.

*ruhsat dosyaları arasında yapı tayini başlıklı dökümanlar içinde NMR grafiklerine denk geldim, işi gücü bırakıp yapıyı çözesim geldi, laboratuvar burnumda tüttü, bulmacavari kanıtları özledim, gözlerim doldu manasızca zira mezuniyet akabinde okuldan kaçarak uzaklaşan bizzat bendim. biri aynaya bakıp üç kere doktoralı nurcan doktoralı nurcan doktoralı nurcan demiş gibi :s

*katinanın elinde birası içemeğeğez (alkol ortamlarında bir balık*..) ah içemez! içmesini bilmez yavrum gülüm katina.. getir içeyiğiğiğiğim getir içeyim (söz bilmez uydurur*). satış mdr.nün iş ortamlarında sabahın kör vakti olarak tabir edilebilecek ~9a.m. suları söz konusu şarkıyı taze beynime inceden enjekte edişine ithafen: ÇOK SAOLUN..

*istanbul'un çeşitli bölgelerinde manasız balon lalemsiler görüyorum. ne bu şimdi..

20 Ekim 2009 Salı

F.


bu şey gibi.. sanki hiç sevmediğim bi arkadaşım sürekli dışarı çıkalım buluşalım diyormuş da, ben bi şekil geçiştiriyormuşum, sonra bi gün ona tamam, hadi buluşalım diyormuşum ve fransız'da ekiliyormuşum mesela..

silence is easy.

"Ne kadar çok, o kadar iyi(!)" mottosuyla edindiklerin yeter sana, taşan kısmı ocağın üzerinde bırakıyorsun "yansın", ki o "benim", ocağın "hakkı" ocağın hakkı. Herşey göze kestirilenin hayat çizgilerinin üzerinde "sarhoş değilim ki ben, bak nasıl dengedeyim" geyiği olmaksızın yürüyüşüyle son buluyor öyle mi istenenin? bütün ekstra çabalar (içten gelendi nitelikleri, "yanlış mıyım"?), tüm o "beyaz"*lar, hepsi senin olsunlar ve sarfedilen yüzlerce tiktak yalnızca bir küçük tebessüme şahit olmak için? Yalnızca, hadi ordan.
Büyük laflar edeceğine büyük lokmalar yeseydin, yiyerek hemen gitseydin. Gitseydin işte herşeyini alıp benden uzak bi yere.
Yükselti ve alçaltılarıyla totali bir öncekine eşdeğerse, -se, -sa, blabla. O zaman kattığın ne? kattığım ne?
Ben "italya"nın sözümona ne kadar güzel bir yer olduğunu dinlemek, fotoğraflarına bakmak, şarkılarını söylemek, filmlerini izlemek istemiyorum. Ben "italya"ya gitmek istiyorum.
Bunlar yalan değil. Hiç yalan yok. Yalan makinesi emekli olup izmire taşındı.
Peki.
Bunlar yalan değilse değişen ne, değişen birşey yoksa olan ne, olan birşey yoksa NE bu? NE?
Rüya görmüşüm meğer, öyle mi? PF!!
o halde S.M.Power'ın da söylediği üzere, rüyadan uyanmak gerek amaç görüleni gerçeğe döndürmekse.

sör III.versus


anla(ya)mıyorum sizi insanlar, kriterleriniz ne?

üç üzeri üçün karakökü.

yere temassız kaykaylı çoçuğun elindeki mektupla mesaj veren berbat sesli bir kuş. sokağımda uçuyor, üzerine kombiyi Ie getirerek ısıttığım suyu atıyorum, defol diyorum, sanki kaçırsam getireceği haberin gelecekliği şimdiliğe ulaşmayacak hiçbir zaman. yok olacak.
ve heyecanla, bir solukta, hızla sıçrayarak uyanıyorum yataktan. kalkıyorum uykumdan. sabah olmuş meğer, içime çektiğim bir eski istanbul havasındaki aynılıktan anlıyorum.

oysası bende kalsaydı da olurdu ama, köşeyi dönünce gözlerime çarpıvermiş gibi aniden, öyle taze ve öyle başkayken.

15 Ekim 2009 Perşembe

disko(yu)tek(geçerim).


2., 3. hatta varsa 4. sınıf bir diskoya giderek (diskodan kasıt döner-toplu* saçma sapan müzikli alan) süresiz* dans etmek istiyorum.

14 Ekim 2009 Çarşamba

beter > beter.

herhangi bir konuda benim söylememle "anlayışlı" olunması anlayışsızlıktan kat kat beter.

galata'da beklerken.

yapmaya bayıldığın şeyi iş haline getirdin. bu belki azaltmadı sevgini ve fakat rutinleştirdin işte herşeyi. bakışın değişti, amacın değişti, sandın ki.. neyse ne.
belki de hiçbir şey sanmadın, farkına bile varmadın hatta, daha da kötüsü.
kimseyi dinlemez, iplemez, kimsenin lafı geçirilmez oldun. çok yürüdün az yoruldun. arkana dönüp bakmaya korktun.
şimdi uyanmış esniyorsun. yeni doğmuş soruların var, dürttükçe avaz avaz ağlıyorlar. çok keskin bir çizgi üzerinde ayakların, griden eser yok. gri bugün nadasta.
küçük çocuk aklına rağmen gidip geldi, geldi yine, bi kez daha. sonunda suyun sakinleşmesi gibi unuttun işte sen de. sorular cevapsız kalsın, sorular sorulmasın bir daha bence.

13 Ekim 2009 Salı

bir telde iki kuş*


uçsan başka kalsan başka

kaçsan başka baksan başka.

12 Ekim 2009 Pazartesi

senkronize acı gerçekler

dönemleri var. bir dönem elini uzattığın ölçüde çekilirken, sürecin diğer bölümünde (süreç??) tamamen ters tepebiliyor bu. dozu yok. dozu olmaması lazım zaten bence de.
şimdi.. bir amatörün elinden çıkan fotoğraflara bakıyorsak birlikte, senin de farkında olduğun gibi, bilemeyiz bir sonraki kareyi, sen de ben de. o halde geleni geldiği gibi kabullenmek değil, kıyaslı örnekli yorumlar da değil ihtiyacımız olan, kabul et. çok yukarıya çıkmış birşeye gözüm gibi bakmaya gayretliyim bu kez, pes'e yer yok, pas'tan yana tek korkum sadece.
tetiklenen edilgenlikten sıkıldığın vakit yüzüme bakarsan anlayacaksın sen de.

09 Ekim 2009 Cuma