21 Nisan 2010 Çarşamba

flash (gordon (bleu (bi parantez de yiyecekle bitmesin)))

herkese hellolar olsun.

süprüz bi gelişmeyle girmek istiyorum söze:
YENİ BİR İŞE BAŞLIYORUM EY DOSTLAR!
yeni iş, yeni ev, yeni.. hmm.. şey.. (ney?)
üçlemeyi tamamlamak istemiyorum. zira, hayatı totalde up-date etmek adına yenilenecek 3. şeyi, üçlemenin sonuncusu - belki de en önemlisini - yenilemek (böyle mal bi tarif olabilir mi? sanki mobilya değiştiriyoruz..) istemiyorum. yenisini istemek şöyle dursun... (bir pol ostır kitabıymışçasına cümlem, gerisini sana bırakıyorum.) onun yerine şeyi yenileyelim.. neyi? meselaaaa... GARDROBU!?

evet. üçlemenin son ayağı bu olsun :)

YENİ EV YENİ İŞ'TEN SONRA, O HALDE: YENİ GARDROP (mobilyasal anlamda değil, biraz daha derin düşün, derinlemesine evet, o metreküpleri dolduracak yeni tişörtler, elbiseler, etekler, çantalar FELAN)

hayattan kısa kısa (sol kulağımda eşşek kadar bir çiçekle mesela)

** işe hergün çeşitli şekillerde (en affedilebiliri 15dk olmak üzere, 20 dk, 30 dk, kimi zaman 45dk ve hatta bazı bazı yüzsüzlüğün son raddede olduğu günler 1 saati bulan şekiller bu bahsi geçen şekiller) geç kalmayı başaran ve hala işten atılmamış olan, tanıdığım tek insan benim. her sabah istemdışı (yersen) şekilde ay ışığında saklıdır 'daki toprak sergen stayl işe herkeslerden sonra assolist kafasında varıyorum. sanıyorum ki işe hep geç kalsam da (hayır arabam yok ve ve hayır yolda kendimi dünya üstündeki en lö kuğl ve karizmatik insan sanarak denyoluk yapan bi adamın arabasını parçaladığımdan olmuyo bu geç kalış.) işten atılmam sanıyorum, olmazsa olmaz bi elemanmışımcasına takılıyor, aman yahuuu kafasında rahat davranıyorum. yanlış yapıyorum. (toprağın kafasındaki o peruk hala beni benden alıyor, tüylerim ürperiyor. tamam tivi filmiydi ama daha düzgün bi peruk bulabilirdiniz? (star tivinin logosu da lacivertti bi zamanlar, hey gidi))


**vakti zamanında hızlandırılmış (bir yaz 25-30 kitap okuduğumu biliyorum) şekilde kitaba yumulmuşluğum oldu. o sıralar 5parasız bir öğrenci olduğumdan mütevellit (her daim bursluydum ve fakat o burs alsancak yollarında harcandı, bitakım giysileri gardrobumun sıcak atmosferine sokmak için çarçur edildi falan. övündüğüm şeyler değil ama kendimce mantıklı nedenlerim vardı (buna ben de inanmıyorum, merak etme)) okuduğum kitapları ya izmir-atatürk kütüphanesinden (ki arşivi eskiden fena değildi) ya da çevremdeki insanlardan ediniyor idim. arada hastası olduğum bişeye rastlarsam bir tişörtten feragat ettiğim olmuyor değildi ama kitaplara bi şekil, çok para kazandığım zamanlar gelince ulaşabileceğimi bildiğimden, çok da üstünde durmuyordum bu konunun.
diyeceğim şu ki; okuduğun kitap senin değilse, bi şekil, bitirdikten sonra geri vermen gereken bi yerden alıyorsan, inan ki o kitap çok süper şahane de olsa, aradan yıllar geçince okumuş olduğunu unutabiliyorsun.
söz konusu durumu bir ayda ikinci kez yaşıyorum.. ikinci vaka, cesur yeni dünya'nın ilk sayfalarında "lann?? sanki??" gibi kabaca tepkiler vermemle ortaya çıkmış, kitabın ilk dörtte birine yaklaştığım bir yerde okuduğum "toplu seks poplu seks" bölümüyle kesinlik kazanmış oldu. hak verirsin ki "toplu seks poplu seks" gibi manasız mantıksız ve bir o kadar da komik bir cümleyi asla unutamazsın.
kitap fena ilerlemiyor. bu sabahki bölümden sonra "üff hatırlıyorum işte" olsam da, sonunu bir türlü çıkaramamanın pozitif bunaklığıyla devam ediyorum kitaba, merakla.
(kitaba başladıktan sonra, bana da uzun yıllar boyunca geceleri düzenli olarak "şokella candır. şokella tüket. şokella yemezsen ölürsün" gibi telkinler verildiğinden şüphelenir oldum)


** saçlarım uzuyor.
ee ne olacağıdı? mı dedin.
arkadaşım! saçlarım uzuyor ve müdahale edemiyorum. kuaför olayının ne denli mühim olduğunu bilirsin. erkek ya da kadın ol, BİLİRSİN. istanbul'da hala bir yer bellememiş, gidip "ozan (tam bir modern kuaför ismi) naber? iyiyim canım, saol (ha ben kimseye canım demem ama kuaförle muhabbette bi "canım" kafası olması lazım, kural gibi bişey bu) her zamankinden olsun lütfen" diyememiş biriyim. saçlarım kontrolsüzce uzuyor, böyle giderse, yakında apartmanın karşısındaki markete sipariş verdikten sonra, saçıma sepet bağlayıp aşağıya uzatırken görürsen beni, şaşırma.

görüşelim.

2 yorum:

Chopartypical dedi ki...

hayırlısı olsun umarım yeni işin daha iyilerine vesile olur.

zaten anasının nikahındaydı senin için.

eFeNDi dedi ki...

teşekkür ederim özkan.
benzeri bir iş teklifi, başta cemosan (zira o artık nişanlı haha) ve senin başına :)