21 Temmuz 2009 Salı

çoktandır

sıfır düşünceyle arsızca yürümeyi özledim sokaklarında. ve aynı yüzlere rastlayıp durmak gece boyu, naberlere girişecek raddede bir döngüye teslim etmek gözlerimizi. tenimiz yapış yapış küfretmeyi rüzgarına, uzanıp çimlerinde "açık hava barı"mızın, birkaç masum şerefenin ardından masmaviliğin masmavilikle öpüştüğü noktaya bakıp gülümsemeyi de.
nasıl yaparım'ı bir kenara koyduğumdan beri içimden günbegün biraz daha eksileni (rüzgarda denize sürüklenip boğulan kumlar gibi) ve bana herşeyin mümkün olduğunu gözüme sokarak göstereni (mutlu eden de, kahreden de aynı "kişi".), yüzüm dizlerimin üzerine düştüğünde sırtıma dokunup yavaşca, "hadi kalk" deyişini.
biriken anlardan, bu kadar yoldan sonra başarılıyorsa korkulan kaçılan bir ömür boyu, (er ya da geç, hevesle veya mecburiyetten) o halde hiç sansımız yok. nasıl oluyorsa buraya geliyor işte yine kelimeler. güneşimle aramda bir kedi*, ellerim buz gibi.

bir gün yeniden, belki.

2 yorum:

Chopartypical dedi ki...

Tatil Şart :)

eFeNDi dedi ki...

deniz göründü* ve sayılı gün çabuk geçer* :)