28 Haziran 2009 Pazar

how long must you wait for it?*

yağmur atıştırıyor ve gülümsüyor muyum? emin misin, söyle, yüzümde ne var?

çok büyük sesimle, çok büyük kelamlar etmişim ve çok büyük binaların arasında kalmış zavallı bir sokakta, tümünü sana göndermişim. "ben sanmış(t)ım ki..", bak, nasıl da aptalca.

burdan oraya varılan mesafe iksse, ve ben b gücünde bağırdımsa daha önce, benden sana mesafe ne, bu seslenişle ne kadar sürede? söyle.

biliyorum ki tarih tekerrürden ibaret, ve istisnai olma ihtimalinin yanında trace dinazorlaşıyor. kafam karışıyor çünkü çok rüzgar var. net duyamıyorum ve gözlerimi kısıyorum toz kaçmasın diye, yoksa, neyse. küçük bir dairenin üzerinde "yem"lerimiz, düşüp dizlerimi parçalasam diyorum. buna değer. bu hayata bedel.! bir, iki, üç, dört, beş, altı.. iki basamağa varmak korkutuyor beni, korkunun çekiciliği beni her seferinde "hadi, yine"ye iten. bunca zamanın beklenmedeni değil mi gayet tuhaf bir şekilde gerçekleşen?
şaşırsan da, "ben çok korkuyorum senden".

2 yorum:

eFeNDi dedi ki...

bu da efsanevi "son" olsun :)

(Süper)Cem dedi ki...

LÖL