8 Mayıs 2009 Cuma

iş yeri insanları klasikleri vol.I

*sabah geç gelmece, akşam erken kaçmaca -olmazsa olmaz ruğl nambır van gibi bişiyy.

*aynı zamanda o söz konusu sabahları, bir poşet dolusu gevrekle/sandviç gevrekle/poğaçayla gelmece.

*çay servisi yapan kişiyi ararken arkadaşlarına "kim ne istiyor, ben ısmarlıyorum" demece.

*öğleden sonra sıkılıp karşıdaki markete gitmece, elde bir poşet dolusu ıvır-zıvırla geri dönmece. sonra bütün ofistekilere tek tek ister misin demece (sırf muhabbet olsun, kaynaşmaca olsun ne bileyim öyle şeyler olsun diye işte, ikram edilen(ler)e "alırım hihi" diye diye.. 60 kilo olmaca misal!? :s)

*öğlen caddeye kaçmaca (!). "abi ben caddeye iniyorum, beni orda bulun. öptüm bye"..

*selam değil helo demece, geyik esnasında, ki bu mesai saatinin zaman zaman 1/3 üne, zaman zaman ise 1/2 sine tekabül etmelere varıyor, cümlelere ingilizce kelime-kullanım sokuşturmaca.

*doğumgünlerini büyük toplantı salonunda kutlamaca, her toplantıda delice pasta, kurupasta, çerez ve alkol(!) tüketmece (doğumgününün pazara denk gelmesi güzelliği, zira doomgünü çocuundan kalabalığa karşı konuşma istiyorlar, nö tenks).

*lost indirmece, backup a koymaca-paylaşmaca, sen indirdin mi ahah ben çoktan izledim ki demece.

*satılcak mıyız geyiği çevirmece, çok fena geyiğe potansiyellenmece.

*satış asistanına günün çeşit çeşit saatlerinde, yiyecek tatlı birşey var mı diye sormaca (istisnasız herkes lo!).

4 yorum:

(Süper)Cem dedi ki...

sizin şirket gayette sosyetik krolardan oluşmakta anladığım kadarıyla. genelde bi yere ait olma isteği içersinde yanıp tutuşan organizmalar, böyle holdingimsi büyük firmalarda çalışmaya başladıkları zaman evrim geçiriyorlar ve bu evrim sonrasında yapmacık metabolizmalar çıkıyor ortaya... pödöf!

eFeNDi dedi ki...

bostancı, anadolunun leventi gibi bişeymiş..
bizimkiler de gözümde gerek levent gerek bostancı plazalarındakilerden gram farksız. ahah oysa ki bina gayet de dört katlı, so.. neymiş? plaza-elemanı olma ruhu insanın içinde oluyormuş, mekandan bağımsızmış falan filan.

pies: bu dildeki dejenerelik durumu ise, ne yağzık ki, yabancı bir dili günlük hayatta sıklıkla kullanmak zorunda olan hemen hemen herkesin istemsizce içine dahil olduğu bir durum, kendini koruyanlar vardır elbet, saygıyla selamlarım!

sickprincess dedi ki...

Pretty girl cross the street, la sen bana boyuna girl dion, gunluk hayatinda girl kelimesini kac kere kullanion. Soruyom, sadece.

Anyway, insaciklarin bizden farkliliklarini hor gormemeliyiz bence, sonradan gormelik de kusur, tahammulsuzluk de kusur.

Bi de back-up'a koymaca ne, paylasima koymasinlar :P. Back-up'a ayrica yedek de denebilenzi, loooooololololololo.

eFeNDi dedi ki...

şimdi mesela. gasteciye gidiyorum, hey girl var mı diyorum. ne dedin abla? diyor, hey girl yahu diyorum. hee. hey görl diyo. ben evet görl diyorum. etti mi sana 3.

bak-up denen mekan tüm merkez ofis çalışanlarının erişimi olan alan, ve bu alanda herkesin adına açılmış birtakım folderlar var, bazılarını sadece o folder sahipleri görebiliyo, nys. içine mektup atasım gelmiyo değil bazılarının ahaha.
işte bi de genel komik vidyoydu yok losttu buydu şuydu (işlen alakalı bişi bişiler) paylaşımı yapılıyo bak-up ilen.
beyleyken beyle.

bu başlık iş yeri(m) insanları klasikleri olacağudu, sori e lat "görl".