sağlam kurgulu; olayların gelişimi, atmosferi (en çok da beyinbozumu bölümleri) iyi ifade edilmiş. okunması kolay, dili sade. sitefanın yaşadığı döneme tahammül edemeyerek gencecik tabir edilesi bi yaşta intihar etmesi acı. çok klişe tamam ama, yaşasaydı kim bilir daha neler çiziktirirdi.. yazık etmiş sitefan da sevdiceği de kendilerine. yeri gelmişken (yeri gelmişliği bahane, her ortamda her koşulda söyleyebilirim bu aşağıdakini, tetikleyici malzeme (özellikle türkiye'de) oldukça fazla zira) kişisel tarihimde, 28 senedir (temmuzdan sonra 29 diyicim? :s) zirveden inmeyen (klişeşmiş) en bi sevdiğim cümleyi iftiharla sunarım:
HAYAT HER NE OLURSA OLSUN YAŞAMAYA DEĞER (BE (dd foreva) SİTEFAN (bir erkek olsaydım ve bülen tersoyla evlenceksin yoksa seni yaşatmayız deseler bu dediğimi bi daha düşünürdüm, o ayrı))

son dönemde okuduğum en çerez kitap diyebilirim.
sAliden sonra bir durayım, bir hayata dair, ilişkilere, insanlara ve kendi içimde barındırdıklarıma dair hesaplaşmaları bırakayım, kısaca kolaya kaçayım, az düşüneyim, o zaman daha mı az varolayım (poyzın cok) diye elime aldığım bu kitap, kendisinden beklentimi hakkıyla vermiş durumda.
çölde su kadar aklı olan lennie, ve ona adeta "kıyamayan" george'un yeni bir çiftlik, yeni bir hayat diyerek yaşadıklarını çok çok yalın bi şekilde anlatmış con. hiç oynamadım ama okurken farmvil oynamış kadar oldum; ortam öylesine sade bi şekilde betimlenmiş.
yazar nobel ödüllü, kitap da amerika'da ortaöğretimde okutulması zorunlulardan imiş.
arada soluklanayım dediğin vakit bi steinbeck çek (uyağına kurban).
