hırçınlaşmak gerekirse göze göz dişe diş derdim ama mineler yıpranır ne gerek var etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hırçınlaşmak gerekirse göze göz dişe diş derdim ama mineler yıpranır ne gerek var etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2009 Perşembe

çal-ı çırpı (YEMEKLERDEN SONRA, TOK KARNINA)

*insanlar konuşa konuşa & hayvanlar koklaşa koklaşa.. hayvan olsaydık? emesende çetler iken misal, sarımsaklı mantı mı yedin? basardım engeli, acımazdım. vebkem çubuk olurdu misal, burnumuza sokardık?

*seni ciddiyete davet ediyorum. o halde akşam 8de alırım evinden, hazır ol. bileğine -nerde satılıyorsa artık işte onlar..- çiçekli bileklik getiririm. sen pembe tuvaletinle adeta süzülürken merdivenlerden bana bana, aptal aşık sıtayl gülümserim, ama hemen silerim ifademi, ivediyetle, zira ciddiyet kralı-kraliçesi biz olmalıyız!! (bunca klişest yaklaşımın ardından olamazsak yuh bize.)

*ağzım açık kaldı, kapatamıyorum, reva mı bu bana şimdi? uykunun dibine vurduğum bir vakit ya örümcek girerse ağzıma? ordan ücra noktalara akarsa? sonra sıkılırsa, kendine sevgili yaparsa? ya anlaşırlar da işi evliliğe vardırırlarsa? ya beynime ağ döşerse dubleks, pembe panjurlu, sevgi kataraktan falan işin içine? çoluk çocuk derken kafam nasıl kaldırır söyle ha??


çok teşekkür ettim, beni deli gibi gülümsettin.
(1e 3 KOYUYORUM, üzerine göz kırpıyorum. mecazen, zira madden beceremiyorum :o)